Sağlık Okuryazarlığı Araştırması'nın Dikkat Çekici Sonuçları

SAĞLIK OKURYAZARLIĞI ARAŞTIRMASI’NIN DİKKAT ÇEKİCİ SONUÇLARI

Günümüzde neredeyse her bireyin internet erişimi bulunuyor ve sağlığa dair bilgi edinme imkânı eskiye göre çok daha kolay oluyor. Bu durumun artıları kadar eksileri de mevcut. Örneğin, doğru bilgiye ulaşan kişi bilinç kazanarak hayatını olumlu yönde değiştirebiliyorken, yanlış bilgiye ulaşanlar ise gereksiz korkuya veya tam tersi rehavete kapılabiliyorlar. İşte tam da bu noktada halkımızı bilinçlendirmek ve doğru bilgiye ulaşabilmelerini sağlamak adına Bayer’in hayata geçirdiği sağlık okuryazarlığına yönelik çalışmaların toplumu bilinçlendirebileceğine ve doğru bilgiye ulaşmanın kolaylaşabileceğine inanıyorum.

Bayer’in sağlık okuryazarlığına yönelik projelerinden biri de IPSOS araştırma şirketi ile gerçekleştirdiği ‘SAĞLIK OKURYAZARLIĞI ARAŞTIRMASI’ oldu. Bu araştırmada toplumumuzun sağlığa ve sağlıklı yaşama yönelik bakış açısına dair birçok önemli bulgu ve sonuç elde edildi. Bu sonuçlar göz önüne alındığında, doğru ve yanlış bilgiyi ayırt etme konusunda, görüşmecilerin yüzde 42’sinin sağlıkla ilgili doğru ve yanlış bilgiyi ayırt edemediği ortaya çıkmıştır. Sağlık profesyonellerine danışanlarda bu durum daha az görülürken, bilgi kaynağı internet, sosyal medya ve aile / arkadaş çevre olanlarda ise zorlanma durumu daha fazla gözlenmektedir.

Sağlık ile ilgili özellikle çevreden ve internetten alınan bilgilerin doğru olup olmadığını anlamak için birkaç yol önerebiliriz. Öncelikle bireylerin bu bilgileri güvenli bir kaynaktan aldıklarına emin olmaları gerekmektedir. Sonrasında ise bir sağlık profesyoneline danışarak bu bilgileri kullanmaları oldukça önemlidir. Ayrıca sağlık okuryazarlığı düzeylerini artırarak bilgileri değerlendirmeleri kolaylaşabilir ve bu bilgilerin kendi sağlık durumlarına uygun olup olmadığını daha kolay ayırt edebilirler.

Araştırmada ortaya çıkan diğer dikkat çekici sonuçlar ise, diyet ve egzersiz ile ilgiliydi. Buna göre, toplumumuzun yarısı kilo vermek istemektedir. Görüşülen kişilerin yüzde 19’u son 6 ay içinde diyet yapmış fakat bu grubun da yüzde 70’i diyeti için bir diyetisyen / doktor desteği almamıştır. Her 10 kişiden 7’si kilosunu takip ettiğini belirtse de buna karşılık vücut kitle endeksini takip ettiğini söyleyenlerin oranı yüzde 26 ile sınırlı kalmaktadır. Görüşmecilerin yüzde 49’u haftada bir ve daha sık spor yapmaktadır. Spor yapma amaçları içinde en belirgin olanı “sağlıklı yaşam” olarak belirlenmiştir. En fazla yapılan spor ise yürüyüştür.

Fazla kiloya sahip olmanın sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini hepimiz biliyoruz. Ancak profesyonel bir destek almadan yapılan diyetlerin ve egzersizlerin vücudumuz üzerinde daha yıkıcı etkileri olabilir. Bu nedenle, eğer bir diyet uygulamak istiyorsak mutlaka bir uzmana danışılması gerekmektedir. Çünkü herkesin vücudu kendine özeldir ve kişiye özel düzenlenmiş bir diyet ile sağlıklı kilo verme sağlanabilir. Aynı şekilde günlük yapılan egzersizler de bir uzman eşliğinde düzenlemelidir. Böylece egzersiz sırasında oluşabilecek sakatlıklar ya da vücuda verilebilecek kalıcı zararlar gibi istenmeyen durumlardan uzak, güvenli ve sağlıklı bir yaşama doğru adımlar atılabilir.

Son olarak ruhsal sağlık ile ilgili sonuçlara baktığımızda, toplumumuzda ruh sağlığına dikkat etme oranı yüksek olmasına rağmen toplumun yüzde 42’si son bir yıl içinde en az iki hafta aralıksız bir süre üzgün / umutsuz hissettiğini ve günlük aktivitelerini yapamadığını belirtmiştir. Ruh sağlığı için sağlık kuruluşuna / uzmana başvuranların oranı ise yüzde 28’dir. Burada unutmamamız gereken, ruh ve beden sağlığının bir bütün olduğudur. Eğer ruhsal olarak kendimizi iyi hissetmezsek, görüşmecilerin de belirttiği gibi günlük aktivitelerimizi gerçekleştirmemiz zorlaşabilir ve bedensel sağlığımız için yapmamız gerekenlerden uzaklaşabiliriz. Bu nedenle ruhsal olarak bir problem yaşadığımızda bunu kendi kendimize çözmeye çalışmak yerine bir uzmana danışmak önemlidir. Böylece ruhsal durumumuza daha hızlı ve doğru bir şekilde müdahale edilebilir, sorunlarımızı daha fazla büyümeden çözüme ulaştırabiliriz.

Araştırma sonucunda elde edilen tüm sonuçlar bizim için çok önemli. Toplum olarak zamanla sağlık okuryazarlığımızı geliştirebileceğimizi, sağlığımızın üzerinde daha etkili ve doğru kararlar vererek bu sonuçları daha iyi noktalara getirebileceğimizi düşünüyorum.